Kategoriler
Sağlık

Agresif (şok) diyetler kilo aldırıyor

AGRESİF (ŞOK) DİYETLER KİLO ALDIRIYOR…..

Diyetisyen Tümay KARLIDERE

Kışın hareketsizlik ve günümüzdeki pandemi nedeniyle alınan kiloları vermek telaşına düştüğümüz bu günlerde kimimiz kendi başımıza kimimiz de bir uzman eşliğinde kilo vermeye çalışmaktayız. Ancak bu endişeli bir ruh haline girilmesine sebep olmakta, yaklaşmakta olan yaz aylarına zayıflayarak girmeye bizi zorlamakta. İşte bu da, kısa zaman içersinde hızlı bir şekilde çok miktarda kilo vermeye neden olmaktadır. En az 7-8 ay içerisinde alınan fazla kiloları 1-2 ay içerisinde verme gayretine düşmekte ve toplum olarak da şok diyetlerden medet ummaktayız. İşte burada çok büyük yanlışlara düşmekteyiz.

Ağırlık yönetiminde şok diyetler yani agresif diyetler (ki bu diyetler düşük yağlı, düşük karbonhidratlı, düşük kalorilidir) uygulanabilmektedir. Vücudun çalışması için bazal bir kaloriye ihtiyaç vardır. Bu bazal kalori organların sağlıklı çalışması için gerekli olan enerjidir ve mutlaka alınmalıdır. Agresif diyetlerde bu kalorinin de altına düşülmektedir. Bir anda hızla kilo düşer, ancak bir yerde takılır kalır. Bu da vücudun aldığı az kaloriyi hesaplı kullanıp büyük miktarını yağ olarak depolamasından kaynaklanır.çünkü vücut sağ kalmaya programlanmıştır. Sonuçta, düşük kalorili beslenilmesine rağmen yağlanma olur ve kilo verilemez duruma gelinir. Bu durum kişide bir sıkıntı ve bıkkınlık yaratır ve diyet bozulur ya da bırakılır. Şekerli ve yağlı beslenmeye geri dönülmesi gibi durumlar sık görülür, verilen kilonun daha fazlası geri alınır. Bunun nedeni de metabolizmanın yavaşlamasıdır. Verilen kiloların fazlasıyla geri alınması kişide can sıkıntısı ve üzüntüye sebep olur ve tekrar agresif bir diyet uygulayarak bu sefer bu kilolardan kurtulunmaya çalışılır. Biz buna yo-yo döngüsü demekteyiz.

Agresif diyetler metabolizmayı %50 oranında yavaşlatırlar. Ve alınan besinlerin yağ olarak depolanmasına sebep olurlar. Bu nedenle çok düşük kalorili diyetlerle organizmamızı strese sokmamalıyız.

Agresif diyetlerin birçok zararları vardır. Depresyon, unutkanlık, solunum güçlüğü, uyku apnesi, iştahsızlık,kabızlık,ishal, mide barsak ağrıları, düşük tansiyon, ani kalp krizi riski, hormonel bozukluklar, kan şekeri düşüklüğü, adet düzensizlikleri, saç dökülmesi, cilt kuruluğu ve anemi gibi hastalıklara zemin hazırlarlar. Ayrıca vücuttaki yağ depolarının hızlı yakılması ile kan kolesterol ve trigliserid seviyelerinin yükselmesine neden olurlar ki, bu da kalbe büyük bir yük binmesine sebep olabilmektedir.

Sonuç olarak kilo vermekte amaç, sadece zayıflamak değil, sağlıklı bir şekilde diyet yaparak, sağlıklı beslenmeyi bir yaşam şekli haline sokmak olmalıdır.

SAĞLIKLA KALIN…..

Kaynak: Doktor Sitesi

Kategoriler
Sağlık

Avokadonun vücudumuz üzerindeki etkisi

AVOKADONUN YAPISI VE KANSER ÖNLEYİCİ ÖZELLİĞİ

Vücudumuzda meydana gelen kanserli hücrelerin en büyük silahı besinlerin yapısında bulunan antioksidan bileşiklerdir. Kansere neden olan serbest radikalleri temizlemeye yardımcı olan antioksidanlar avokadonun yapısında da bulunmaktadır. Buna ek olarak lif ve sağlıklı yağlar ve vitaminlerle doludurlar. E vitamini kaynağı olarak bahsedebiliriz. Avokado, tekli doymamış yağ asitleri açısından yüksektir. Kolesterolü düşürmeye yardımcı olur.
Araştırmalara göre, avokado açısından zengin bir beslenme tarzı kardiyovasküler hastalık riskini azaltıyor. Ayrıca bitkilerde bulunan kanser önleyici karotenoid olan lutein maddesi de avokadonun yapısında bulunmaktadır. Lutein
meme kanseri ve prostat kanseri üzerinde azaltıcı etkileri vardır. Avokadonun içinde barındırdığı fitokimyasallar kansere yol açabilen hücresel hasarının sebepleri başında gelen oksidatif stresi azalttığı yönde kanıtlanmış araştırmalar mevcuttur.

AVOKADO TÜKETİMİ İLE KEMİK YOĞUNLUNUN ARTMASI

Avokado, kemik yoğunluğunu arttırmaya yardımcı olabilecek sağlıklı yağlar arasında gösterilmektedir. Avokado, kemiklerimiz için önemli mineral olan magnezyum başta olmak üzere potasyum, kalsiyum, fosfor, çinko gibi mineraller içermektedir. Ayrıca içerdiği K vitamini de uygun kan pıhtılaşması için kemik sağlığında önemli bir rol
oynar ve kalsiyum emilimini arttırmaktadır. Bu durum da Osteoporoz (kemik erimesi)dan korunmak için önemli bir faktördür.

AVOKADONUN KİLO KAYBI İLE İLİŞKİSİ

Günümüzde avokado meyvesine ulaşılabilirlik ve öğünlere ekleyerek tüketmek artmaktadır. Özellikle diyabetin, obezitenin önünü kesmek, bel bölgesindeki yağlanmanın azalmasını istiyorsanız, diyetinize/beslenme rutininize Omega-3 ve Omega-9 yağ asitleri eklemek önemlidir. Yağ asitleri, hücrelerin ve hormonların düzgün çalışması için gereklidir. Yapılan bir çalışmada, avokado tüketen kişilerin viseral yağlanmayı (bel bölgesi) azalttığı yönde sonuçlar bulmuştur. Diyabeti olanlar veya diyabet riski taşıyanlar da kilo alma problemi ile karşı karşıya kalabiliyor.
Avokado aynı zamanda kan şekeri seviyenizi de dengede tutar. Bu iyi bir haber çünkü diyabet riskinizi azaltır. Kilo kaybı için en iyi avokado faydalarından biri iştahı bastırma yeteneğidir. Avokado yüksek miktarda lif içerdiğinden, kendinizi daha uzun süre tok hissedecek ve kalorisi yüksek fakat besin değeri olmayan yiyecekleri atıştırma olasılığınız azalacaktır. Gün içinde herhangi bir öğününüzün yanına veya içinde yarım avokado yemek sizi hem tok tutacak hem de almanız gereken lif miktarınızı arttırmış olacaksınız.

AVOKADO TÜKETİMİ İLE DÜŞÜK METABOLİK SENDROM RİSKİ
Avokado tüketimi, daha düşük metabolik sendrom ve kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkilidir. İçerdiği anti-inflamatuar özelliği ile vücudumuzdaki iltihaplanmanın sebep olduğu zararlı bileşikler ile savaşıp süreci azaltmaya yardımcı olabilir. Bu besinin kan basıncını ve glikoz seviyelerini kontrol etmeye, insülin direncini azaltmaya ve sağlıklı
bir lipit profilini desteklemeye yardımcı olduğu gösterilmiştir. Ayrıca anormal kan pıhtısı oluşumuna karşı koruma sağladığı, inflamasyonu ve oksidatif stresi azalttığı gösterilmiştir. Avokado, bir dizi biyoaktif bileşik içerir. Bunlardan bazıları antioksidanlar, flavonoidler ve yağ asitlerini içerir. Bununla birlikte, araştırmacılar, bu
bileşiklerin farklı lipit profillerini nasıl etkilediği, diğer diyet bileşenleriyle nasıl etkileşime girdikleri ve metabolik sendromu önlemede veya tedavi etmede etkili olup olmadıkları konusunda hala net değil. Yapılan çalışmada, besin değeri yüksek besin alımları, daha düşük trigliserit ve HDL kolesterol seviyeleri ile ilişkilendirildi. Ve
avokado tüketen tüketiciler daha yüksek diyet lifi ve yağ alımına sahipti. Fakat avokado potasyum açısından oldukça zengin olduğunu belirtmiştik. Fazla tüketimi vücutta potasyum seviyelerinin yükselmesine neden olabileceğinden, böbrek sorunları olan kişilere genellikle avokado alımını sınırlamaları önerilir. Ama kalp için avokadonun koroner kalp hastalığı (KKH) riskini azalttığı gösterilmiştir. Son zamanlarda yapılan bir çalışma, yarım porsiyon tüketerek KVH (kardiyovasküler hastalığı) riskinin yüzde 20'ye kadar azaltılabileceğini öne sürdü. Ayrıca avokadodaki
oleik yağ asidi (Omega-9) kardiyovasküler sisteminizin sağlığını iyileştirebilir. Bir çalışmada, günde yarım avokado yemenin daha düşük metabolik sendrom riski ile ilişkili olduğunu bulmuştur. Yakın zamanda yapılan bir çalışma, avokado çekirdeği ekstresinin, bağışıklık sisteminde önemli bir oyuncu olan makrofajlar tarafından proinflamatuar proteinlerin üretimini engelleyebileceğini göstermiştir. Sonuç olarak, tohum özü değerli bir fonksiyonel gıda maddesi haline gelebilir.

SONUÇ OLARAK
Bu bağlamda, avokadonun yararlı kısımlarını anlatmış bulunmaktayım fakat unutulmamalıdır ki beslenme kişiye özel olduğu için bu besinin de tüketilme zorunluluğu yoktur. Her besinin belli yararları ve zararları olduğunu ve bunları
belirterek, tüketilme durumunun kişiye bırakılması taraftarıyım. Avokadonun günümüz besin çeşitliliği için güzel bir alternatif olduğu, birden fazla farklı çeşitler ile sofralarımızda bulunabileceği gibi vücudumuza girdiğinde de ne gibi durumların ortaya çıktığını aktarmak istedim. Diyetisyenlerin önerdiği günlük porsiyon çeyrek avokado şeklindedir. Ne şekilde tüketmek istemek kişiye kalmıştır.

Avokado, çeşitli şekillerde tüketilebilen çok yönlü ve sağlıklı bir meyvedir. İşte avokadoyu yemeklerle birlikte tüketmenin bazı yollarını aşağı da 5 adet lezzetli tarif verilmiştir.

1. Kızarmış Tam Tahıllı Ekmek Üzerine Dilimlenmiş Şekilde Tüketilebilir. Bu tarif basit ve doyurucu bir kahvaltı veya atıştırmalık (ara öğün) olabilir. Daha fazla lezzet ve besleyicilik katmak için üzerine biraz tuz, karabiber veya pul biber
serpebilir, dilimlenmiş domates, haşlanmış yumurta gibi başka soslar ekleyebilirsiniz. Hangi öğün de tüketilmek istenilir ise malzemeler ve porsiyonlar değişkenlik gösterebilir.

2. Salatalara İlave Edilebilir. Avokado, salata içinde yağ grubundan olmak üzere eklenebilir. Küpler veya dilimler halinde yeşillikler, kırmızı sebzeler ve salata sosu ile deneyimleyebilirsiniz.

3. Smoothie İçinde Kullanılabilir. Avokado, bir smoothie'yi kıvamı daha dolgun ve besleyici hale getirir. Kremsi ve doyurucu bir içecek için diğer meyveler, yeşillikler ve badem sütü gibi bitkisel sütlerle veya yoğurt gibi bir sıvı ile karıştırıp, chia tohumu ile sağlık deposu haline getirilebilir.

4. Mayonez Veya Tereyağı Yerine Kullanılabilir. Avokado, sandviçlerde, dürümlerde veya unlu mamullerde mayonez veya tereyağı için sağlıklı bir yağ opsiyonu olabilir. Özellikle ince kıyılmış sarımsak, baharatlar ile zenginleştirip olgunlaşmış avokadonuzu kullanacağınız miktarı çatal ile püre haline getirin ve dilediğiniz ekmeğin üzerine sürün. Eğer birden fazla avokadoyu püre haline getirmek isterseniz, çabuk bozulmaması için avokadoyu limon ile birleştirip, ağzı hava almayacak bir saklama kabı içinde öğünleriniz de afiyetle tüketebilirsiniz.

KİNOA BOWL
5 yemek kaşığı haşlama kinoa veya siyez bulguru
4 yemek kaşığı haşlama yeşil mercimek veya fırın kabak ( 1 orta boy )
1 adet orta boy haşlanmış pancar ( dilimlenmiş )
¼ avokado ( çeyrek ya da yarım )
Domates – Salatalık – Yeşillik ( isteğe bağlı )
1 çay kaşığı tahin veya çörek otu veya 1 ttalı kaşığı zeytinyağı
1 limon
Baharatlar ( pulbiber,zerdeçal, karabiber..)
 Bütün malzemeler bir kapta birleştirilip, karıştırılması gerek..

Kaynak: Doktor Sitesi

Kategoriler
Sağlık

Yaz yaklaşırken, merhaba sürdürülemez diyetler!

Baharın habercisi olan cemrenin toprağa düşmesiyle beraber havaların ısınmaya başladığı bugünlerde, kış aylarında almış olduğumuz kiloları acilen vermek için kendimize hızlı kilo verdirecek diyet türleri, kürler ve detox suları gibi çareler aramaya başlarız. Peki bunlardan hangisi sizi gerçekten inceltecek olan ve bir süreliğine idare edecek geçici çözümlerden birisi olacak?
Keto diyet olarak adlandırılan ve aslında refrakter epilepsiyi tedavi etmek için kullanılan yüksek yağ içerikli ketojenik diyet mi? Yoksa günlerce aç kalarak yapılan su diyeti, yalnızca elma yenilerek yapılan elma diyeti veya tek yönlü ve düşük kalorili beslenmeyi öneren diyetler mi? Belki de sadece ekmeği keseriz! Ya da hormonlarımıza, kaslarımıza ve kan şekerimize doğrudan etki eden zayıflama çayları içeriz! Neden olmasın? İşte bu noktada acaba kendimize ne derecede zarar veriyoruz?
Diyet; sağlıklı beslenmek anlamını taşır. Doğru bir diyet çeşitli besinlerle beslenmeyi, makro ve mikro elementlerden; karbonhidrat, protein, yağ, mineral ve vitamin açısından dengeli, kişinin ihtiyacı kadar olan enerji miktarını ve son olarak sürdürülebilir yani hayatınız boyunca devam edecek bir beslenme alışkanlığı kazanmanızı ele alır.
Şok diyetler, hızlı kilo vermek amacıyla kullanılan çeşitli çaylar ve benzeri detox uygulamaları ise kısa süreli olarak bize etki etseler de bıraktığımız zaman hızlı şekilde tekrar kilo alırız hatta belkide daha fazlasını…
Sürdürülemez diyetlere bakarsak sağlıklı bir birey uzman desteği almadan kendi başına yaptığı diyetlerde kilo verirken çoğunlukla yağdan değil, kastan kaybeder. Tartıda görmüş olduğu rakam ona yağdan kilo vererek zayıfladığına inandırabilir. Neticede diyet yaparken az beslenip ekmeği kesmiş olması veya zayıflama çayı kullanması hatta iştahını kesmek için bazı hastalıklara özel olan ilaçları kullanması onu zayıflatmıştır. Şu anda ve önündeki birkaç aylık süreçte tartıda gördüğü kilo ve ayna karşısında gördüğü incelme onun için yeterli olacaktır. Peki bundan 5 – 10 veya 20 yıl sonra kendimize uygulamış olduğumuz bu diyetlerin bizlere dönüşü ne olacak? Onu da 5 – 10 yıl sonra düşünürüz diyorsanız tabii ki seçim sizin fakat belirtmeliyim ki sürekli yapılan sürdürülemez diyetlerin gelecek zamandaki sonuçları sizleri pek de mutlu etmeyebilir.
Hızlı kilo alıp vermenin, dengeli, doğru ve yeterli beslenmemenin, içeriği bilinmeyen zayıflama çayları tüketmenin, sürekli yapılan sürdürülemez diyetlerin ve hastalıklara özel olan ilaçların sırf iştah kesiyor diye kullanılması bedenimizde ciddi hasarlar bırakabilir. Geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir. Bu sonuçlardan bazıları; mide rahatsızlıkları, hormon bozuklukları, yeme bozuklukları (anoreksiya/bulimiya nervoza vb.) kas kaybı, kemik erimesi, kalp ve damar hastalıkları, kanser, organ yetmezliği ve son olarak ölümdür.
Doğru beslenmenin, hayat kalitenizi arttırmada ve gelecekte oluşabilecek olan hastalık risklerinde ne kadar etkili olduğunu fark etseniz acaba yaz başlarken yine sürdürülemez olan beslenme uygulamalarını uygular veya dışarıdan alınan zayıflama destek ürünlerini kullanır mıydınız? Doğru bir diyetin amacı sizi aç bırakmak veya ekmeği azaltmak demek değildir. Amaç, geleneksel şekilde beslenmeniz, doymanız ve hayatınız boyunca uygulayabilmenizdir. Lütfen gerçekçi olalım. Kim ömür boyu bu sağlıksız uygulamaları yapabilir ki! Üstelik gelecek zamanda bu kadar ağır sonuçlarla karşılaşacağını bile bile… Diyet yapmanın aç kalmak ve bazı besin öğerini tamamen kesmek anlamına gelmediğinin, 3 gün de 5 kilo verdiren ve size özel olmayan mucize detox sularının gerçek olmadığının ve çoğunlukla vücudunuzdan su kaybettirerek tartıda sizi zayıflatmış gibi gösterdiğinin ama yalnızca ödem attığınızın, şok diyetlerin ve fazla aç kalmanın sıklıkla yağ kaybı yerine, kas kaybına neden olduğunun farkına varın. Ne yerseniz, gelecekte de o olacaksınız.
Bu sebeplerle hatırlatmalıyım ki yalnızca fazla kiloya sahip bireylerin değil, düzenli beslenmeyen ama zayıf insanlarında diyete ihtiyacı vardır. Bedenimize hak ettiği değeri göstermek dileği ile…

Kaynak: Doktor Sitesi